Risale-i Nur’da bir izahta “Kader ve cüz-i ihtiyarî,

Risale-i Nur’da bir izahta “Kader ve cüz-i ihtiyarî, İslamiyet’in ve imanın nihayet hududunu gösteren, hâlî ve vicdanî bir imanın cüzlerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir.” derken, başka yerde “Kader, ilim nev’indendir. İlim, mâlûma tâbidir. “buyuruyor. Kadere bir yerde ilmi değildir denilirken, diğer yerde ilim nev’indendir denmesini izah eder misiniz?

Cevap

Burada birincisi mümin açısından diğeri de Cenab-ı Hak açısından bir izah ve değerlendirme yapılmıştır.

Cenab-ı Hak için konuya bakıldığında “Kader, ilim nevindendir.” Cenab-ı Hak ezeli ve ebedi ilmi ile kulun cüz-i ihtiyarîsi ile yapacaklarını biliyor ve yazıyor. Bu cüz-i ihtiyarî kısmından tamamen insan sorumludur, ilim ile bilen sorumlu değildir. Güneşin tutulmasını ilim ile bilen astronom gibi…

Diğer “ilmî ve nazarî değillerdir.” kısmı ise, mümine bakan yönüdür.  Cenab-ı Hakk’ın bizim yıllar sonra ne yapacağımızı en ince detayına kadar bilerek kader defterine yazmasına inanmak ancak imanın nihayet hududu ile mümkün. Cenab-ı Hakk’ın zerreden yıldızlara kadar her şeyi halkeden ve idare eden tohumdan meyveye kadar her şeyi kaydeden ilim ve kudretini anladıktan sonra kadere inanmak mümkün.

Hali ve vicdani kısım ise, kader ve cüz-i ihtiyarînin varlığı ilmî ve nazarîdir ancak nerede başlayıp nerede bittiği veya mahiyeti tam olarak net değildir yani sınırları “ilmî ve nazarî değillerdir.” Nitekim itikadi mezhepler de farklı izahlar getirmişlerdir.  Bu sınır kişilere ve imtihanının şiddet ve derecesine göre fark edebilir.  Çünkü burada denge sözkonusu.  Kaderdeki maksatlardan en önemlisi:

1-Kişiyi gurur ve kibirden korumak: Bu hayrı yapan sen değilsin, Allah’tandır, unutma!

2-Sorumluluktan kaçmamak: Şer de Allah’tandır. Ancak cüz-i ihtiyarî var, sorumluk sana aittir.

İki tarafı da uçurum olan bir yol düşünün. Biri gurur diğeri sorumsuzluk uçurumları. Kişinin haline ve vicdanına göre bir konum belirlemek gerekiyor. Kişi yaptığı hayırları sahiplenerek gurur ve ucba gidiyorsa kader şeridinin genişliği daha farklı olacaktır. Günahlarına ve hatalarına aldırmıyorsa sorumluluk ve cüz-i ihtiyarî de aynı şekilde.

Mümine küçük günahları dahi dağ gibi görünür. Dağ gibi hayırlı amelleri de çok küçük görünür. Münafık ve kafir için ise tam tersi.

Kader ve cüz-i ihtiyarînin nerede başlayıp nerede bittiğini, her iki uçurumdan korunmak için halimize ve vicdanımıza göre karar vermeliyiz ve emniyet payını da asla ihmal etmemeliyiz.

Salih amelde iyi olan bir Müslüman gurura ve ucba düşmemek için kader kısmına ağırlık vermeli. Takvada yani günahlardan kaçınmada zayıf ise  cüz-i ihtiyarîye daha çok önem vermeli gibi….

Diğer önemli bir husus ise ifade de “Kader, ilim nevindendir.” deniliyor. İlimdir denilmiyor.  Yani kaderde ilim var, kudret var, irade var,  bizi ateşten korumak için terbiye ve ikaz var, musibetlere karşı teselli var…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir