Yükselen popülizm ve arayış

Amerika Birleşik Devletlerinde seçimleri radikal sözleriyle bilinen bir liderin kazanması Batı’da yükselişe geçen aşırı akımların geldiği boyutları görmek bakımından önemli bir gösterge. Göreve başladığı zaman aynı keskin fikirlerini, radikal görüşlerini ve ayrımcı politikalarını devem ettirecek mi, bilemiyoruz. Ancak önümüzdeki dönemde kısa süreli de olsa bazı aşırılıkların etkili olacağını tahmin etmek zor değil.

Dünya, daha çok demokrasiye ve daha çok barış ve huzura gitmesi gerekirken ayırımcı ve sertlik taraftarı liderlerin seçimleri kazanması beklentileri olumsuz olarak etkiledi. Bilindiği gibi Avrupa’da da benzer liderler son yıllarda seçimleri kazanmışlardı. Bu da artan radikal ve popülist akımların Batı’da yeni bir değer olduğunu gösteriyor.

Ilımlıların kaybedip aşırıların kazanmasında şüphesiz birçok sebep var…

11 Eylül saldırıları Batı’yı radikalleştiren sebeplerin başında geliyor. Her ne kadar bu saldırıların iç yüzü tam olarak çözülemedi ise de aşırılar tarafından iyi kullanıldı. Sıradan Amerikan vatandaşı da tehlikenin tam içinde olduğu kanaatine kapıldı.

Batı’da eski Roma anlayışı devam ediyor. Onlar gibi sadece kendilerini medeni, diğerlerini de barbarlar olarak kabul ediyorlar. Dünyanın pek çok bölgesindeki terör, kargaşa, işsizlik, açlık, ekonomik sıkıntı, eğitim seviyesinin düşük olması ve dikta rejimleri gibi pek çok faktör Roma-barbar sınıflandırmasına ve üstün ırk anlayışına güç veriyor. Hâlbuki Japonya ve Güney Kore gibi sanayileşen ülkeler bu sınıflandırmaların ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor.

Batılılar, bu problemlerin önemli bir kısmının Batılılardan kaynaklandığını da görmezden geliyorlar. İyi bir propaganda ile bütün suç Güney Amerika, Afrika ve Asya toplumlarına yükleniyor. Kendileri de bu kıyaslamada üstün ırk sayılıyorlar. Diğerleri de Batı medeniyetini yok etmeye çalışan saldırı halinde barbarlar…

Diğer önemli bir husus ise Çin, Güney Kore, Hindistan, Brezilya ve İslam dünyası gibi ülkelerin yirmi otuz yıl içerisinde dengeleri değiştireceğine dair belirtiler. Batı artık bu ülkelere gizli-açık ambargolar ve duvarlar çekilmesini savunan liderleri dikkate almaya başlıyor.

Batı ekonomilerindeki nisbî daralma da önemli hususlardan… Aslında ekonomilerinde ciddi bir daralma yok. Hatta Amerikan ekonomisi yükseliş trendini devam ettiriyor. Ancak toplumun artan israf ve lüks yaşantısı ve doyumsuzluğu yaygın bir endişe ve mutsuzluğa yol açıyor. Manevi değerlerden mahrumiyet ve ailelerin çözülmesi mutsuzluğa götüren önemli sebeplerden.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da hem bizde hem de Batı’da yeni bir nesil yetişiyor. Her şeyi artık derinlemesine düşünmeyen, çabuk etkilenen ve hemen aksiyon alan bir nesil. Sosyal medya, TV, sinema ve eğlence sektörünün harmanladığı ve sloganlaştırdığı bir nesil. Bunları iyi okuyabilen, basit ve sade sloganları ve ifade tarzını kullananlar ve korkuları tahrik edenler kazanıyor.

Kışa dönen Arap baharına baktığımızda birçok olumsuzluklara rağmen İkinci Dünya Savaşından bu yana kısmi de olsa dünyada barış rüzgârı esmiş. Aslında bunun en önemli sebebi Batı’nın Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında maruz kaldığı büyük yıkım ve tahribattır. Bunların sayesinde bir nebze akıllarını başlarına almalarıyla demokrasi, hak ve hürriyetlere önem vermişlerdir. Şimdi bu acılar unutulmuş gözüküyor.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen aşırılıkların, ayrımcılığın, ırkçılığın ve düşmanlığın geçici bir heves olduğunu unutmamak gerekiyor. Ticaretiyle, sanayisiyle, medyasıyla ve eğitim sektörü ile neredeyse tek bir şehir haline gelen dünya, düşmanlığa ve aşırılıklara müsaade etmeyecektir. Problemlerin çözümü yardımlaşma, dayanışma ve daha iyi iletişimdedir. Aslında bütün bu hadiseler bir arayıştan kaynaklanmaktadır. Manevi bir arayışın dışa vurmuş şeklidir. Hakikatı arayanlar ise er geç bulacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir