Şiî-Sünnî gerilimi ve Silahlanma

Ortadoğu’da silahlanma bütün hızıyla devam ediyor. ABD’nin yeni başkanı ilk ziyaretini Suudi Arabistan’a yaparken son yılların en büyük silah anlaşmasını yaptı. Bilindiği gibi bölgede silahlanma yeni değil. İsrail’in kurulması, dikta yönetimleri ve İran devrimi şeklinde devam eden süreçte petrol ile birlikte Ortadoğu büyük bir silah pazarı haline geldi. Güçlü olmak için herkes silaha sarılıyor. Silah yeterli mi?

Suudi Arabistan’ın silahlanmaya ayırdığı bütçe dünya sıralamasında ilk üçte. ABD ve Çin’den sonra geliyor. İran da aynı şekilde varını yoğunu silahlanmaya ayıran Ortadoğu ülkelerinden.

ABD ve diğer Batılı ülkeler, uzun vadeli Ortadoğu’yu silahlandırma stratejisini devam ettiriyor. İran’ın devrim ihracı hamleleriyle başlayan, daha sonra İran-Irak savaşı ile tahrik edilen Şiî-Sünnî gerilimi ve en nihayetinde de Yemen ve Suriye iç savaşı silahlanmanın önünü açtı. Şimdi Batı kasalarını dolduruyor. Sonraki adım ise iç savaşlar, bölünmeler ve işgaller. Maalesef tarih tekerrür ediyor. Tarihte nasıl ihtilaflardan ve düşmanlıklardan Moğollar ve Haçlılar istifade ettiyse şimdi benzer hadiseler yaşanıyor.

Suudi Arabistan’ın silahlanması bir taraftan da müttefik satın almak denilebilir. İran tehdidine karşı ABD’yi yanında görmek istiyor. Ayrıca Vehhabî kökenli teröristlerin yaptığı eylemlerle maruz kaldığı suçlamalardan kurtulmaya ve Batı’daki imajını düzeltmeye çalışıyor. Yine Sünnî koruyuculuğuyla ehl-i sünnetin tarih boyunca devam edegelen iyi imajından da istifade etmeye çalışıyor.

Bölge silahlanıyor. Ancak sadece askerî harcamalarla ayakta durmaya çalışmak piramidi tersine oturtmaya benzer. Dünya çapında üniversiteleriniz yoksa gelişmiş ülkelere sanayi ürünleri satamıyorsanız, milletlerarası boyutta yayınlarınız yoksa gelişmiş ülke değilsiniz demektir. Askerî harcamalar problemlerinizin azalmasına değil artmasına sebep olacaktır.

Sovyetler Birliği bir zamanlar dünyanın en güçlü ordularından birisine sahipti. Ancak askeri gücü besleyecek zeminden mahrumdu. İdeolojik baskı altında bir eğitim, devlet kontrolündeki medya ve yayınlar, rekabet edemeyen bir sanayi ve çözümlerin aranamadığı bir tek parti yarışı kaybettirdi, askeriye ile birlikte ülkeyi çöküşe götürdü. Misalleri çoğaltmak mümkün.

Az gelişmiş ülkeler bütçelerinin önemli bir kısmını silahlanmaya ve askerî harcamalara ayırırken gelişmiş ülkeler mantıklı bir dağılım yaparak, eğitime, kültüre, ileri teknolojiye ve haberleşmeye de önemli paylar ayırıyor. Bu ülkeler ayrıca askeri harcamalarının önemli bir kısmını kendi silahlarını üreterek yapıyorlar. Askeri harcamalar onlarda endüstrinin motor gücü.

Eğitim, kültürel faaliyetler ve ileri teknoloji uzun vadeli projeler, silahlanma ise kısa vadeli projeler. Ancak İslam dünyası kısa vadeli projelerle sürekli baskı altında tutuluyor.

Tarihte Şiî yayılmacılığına karşı Selçuklu ve Osmanlı askeri gücü önemli bir set oldu. Ancak unutmamak gerekir ki en büyük pay Selçukluların İmam Gazali’ye kurdurduğu medreselerindir. Osmanlı da aynı şekilde medrese mirasını devam ettirmiştir. Son kırk-elli yıldır devam eden gerilimde ve Sünnî eksendeki zayıflamada medreselerin eksikliğinin payı büyüktür.

“Eski hal muhal” elbette medreseleri yeniden kurmak mümkün değil. Sünnî, Şiî, Harici, imamet, hilafet ve siyaset meselelerini zamanın ihtiyaçlarına göre iman hakikatleri ekseninde yeniden ele alan Risale-i Nur Külliyatı bu hususta önemli hizmetlere vesile olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir