Bediüzzaman’ın gazetesi

Bediüzzaman Hazretleri ömrünü iman ve Kur’ân dâvâsına hasretmiştir.
Bütün gayret ve hizmeti İslâm’ı yaşamak ve cihanşümul Kur’ân hakikatlarını dünyaya neşretmek olmuştur. En büyük maksadı ahirzamanın aldatıcı fitnelerine karşı Müslümanların imanının kurtulmasına ve istikametlerine vesile olmaktır. Mirası da aynı şekildedir.

O hep hizmet etmiştir. Ancak hayatında çeşitli safhalar vardır. Bu safhalarda dikkat çekici olan husus o hep mükemmele ve kemal noktasına giden bir çizgi takip etmiştir. Nihayetinde usûl, tarz, hizmet ve tebliğ vasıtalarında hep saf, halisane, karışıksız, net ve kaynağı sadece Kur’ân olanı ortaya koymaya çalışmıştır.

Bir dönem Kur’ân hakikatlerini izah eden çeşitli temel eserlerden ilim tahsil etmiş hatta seksen cilt kitabı hıfzetmiştir. O kitaplar telif edildiği zamanlara göre harika olmakla birlikte bu zamanın bazı konularını ihtiva etmemesi ve zamanın gereği bazı itirazlara kapı açması sebebiyle ihtiyaçları tam karşılayamıyordu.

Bediüzzaman Hazretleri’nin hizmet hayatı “Tevhid-i kıble et!” ikazı ve “İcaz-ı Kur’ân’ı beyan et!” emri ile yeni bir safhaya girdi. Cenab-ı Hak “Risale-i Nur Külliyatı’nı” ihsan etti. Artık elimizde Kur’ân’ın imanî, içtimaî, siyasî ve ilmî bütün hakikat ve emirlerini bütün detaylarıyla öğrenip müdafaa edeceğimiz muazzam bir tefsirimiz ve prensipler manzumesi kitaplarımız var.

Bediüzzaman Hazretleri ferdî ve şahsî hizmet ve gayretin hep sınırlı olduğunu, artık asırların gerisinde kaldığını biliyordu. “Zaman cemaat zamanıdır” diyordu. Bu sebeple eski hayatında başta İttihad-ı Muhammedî (asm) olmak üzere bir kısım dinî cemiyetlere intisap etti. Büyük hizmetlere vesile oldu. O cemiyetleri Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye çizgisine çekmeye, zamanın getirdiği kir ve paslarından temizlemeye ve tamir etmeye çalıştı. Ne kadarına muvaffak oldu? Ancak kurucusu olmadığı bir cemiyette elde edilecek en büyük muvaffakiyeti elde etti.

Cenab-ı Hak ona Nur Talebelerini ihsan etti. “Zaman cemaat zamanıdır” hakikatı Risale-i Nur Talebeleriyle hakikî manada teşekkül etmişti. Bu sebeple Barla’da Risale-i Nur dersi için toplanan beş-altı talebeyi İttihad-ı Muhammedî ile Ayasofya’da toplanan elli bin kişiden önemli gördü. Bediüzzaman Hazretleri öncekilerin her hizmet ve faaliyetine kefil miydi? Evet, o dost ve arkadaşlarını ve mazlûmları hayatının her safhasında müdafaa etti, kurtarmaya çalıştı. Ancak Nur Talebelerinin ihlâs, sadâkat ve istikamet şartıyla her hareketine kefil oldu.

Bilindiği gibi İslâm’ın en mühim hakikatlarından ve faaliyetlerinden birisi de tebliğdir. Peygamberimiz (asm) zamanın gereği olarak diğer peygamberlerden farklı olarak hükümdarlara ve zamanın dinî ve ilmî sahadaki büyüklerine mektuplar göndererek İslâm’ tebliğ etmişti.

Bediüzzaman Hazretleri de bu tebliğ hizmetinin bir gereği olarak eski hayatında kitaplar neşretti. Birçok gazetede makaleler yazdı. Günde sekiz gazete okuduğu dönemler oldu. Kur’ân’ın hakikatlerini neşrederken gazetelerin hatalarını düzeltmek ve Kur’ân ahlâkı çizgisine çekmek için ikaz yazıları da yazdı. Hatta bazı gazeteleri aynı gazetedeki yazılarıyla ikaz etti. Onları istikamet çizgisine getirmede ne kadar muvaffak oldu? Cevabı ise İttihad-ı Muhammedî’ye benzer cemiyetlerde olduğu gibidir.

Şarkın ulumu ve Garbın fünunu ifadesinde olduğu gibi eski ve yeni sayısız kaynaktan beslenen çok sayıda yazarı bir çizgiye getirmek ne kadar mümkünse o kadar…

Bediüzzaman Hazretleri 1950’den sonra yani demokrasi ve hürriyet döneminde de Eski Said döneminde olduğu gibi aynı hassasiyetle gazete ve dergileri takip etti.

Zaman geldi Cenab-ı Hak, kaynağı sadece Kur’ân ve Risale-i Nur prensipleri olan yazarı ve okuyucusuyla muazzam bir platform olan Yeni Asya’yı ihsan etti. “Bu konuda Risale-i Nur ne diyor?” kargaşası sona erdi. İçte ve dışta önemli merkezlerin cevap aradığı “Son devrin Kur’ân müfessiri Bediüzzaman Said Nursî bu konuda ne diyor, bakış açısı nedir?” soruları Yeni Asya ile cevap buldu. Yeni Asya’nın diğer gazetelere kıyası, Risale-i Nur’un diğer eserlere kıyası gibidir. Yine aynı şekilde Bediüzzaman Hazretleri’nin idealindeki hizmet ve istikamette Nur Talebeleri ve önceki cemiyetler arasındaki fark gibidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir