İslâm Dünyası ve Avrupa Birliği

Son açıklamalarla “Türkiye, rotayı yeniden Avrupa Birliği’ne mi çevirecek?” tartışmaları başladı. Devleti ve yöneticileri yakından takip edenler beyanatları ihtiyatla karşılamaya devam ediyorlar.
Türkiye’nin ve dünyanın son dönemlerde yaşadığı hadiselere bakacak olursak şartların Türkiye’yi iyice zorladığı görülecektir.

ABD seçimlerinden covid salgınına, içerdeki ekonomik krizlerden siyasî, sosyal ve hukukî meselelere kadar pek çok şey Türkiye’yi zorlayan şartlardan.

Akdeniz’de yaşanan kriz son dönemlerin en önemli hadiselerinden birisi. Öbür taraftan bazı Arap ülkelerinin birer birer İsrail ile münasebetlerini farklı bir seviyeye çıkarmaları yine İslâm dünyası için önemli hadiselerden sayılıyor.

Krizlerin aynı dönemde patlak vermesi bir tesadüf olmasa gerek!

Dış politikada ve devletler arası meselelerde unutulmaması gereken üç faktörü tekrar hatırlamakta fayda var! Birincisi ekonomik ve askerî güç, ikincisi ittifaklar üçüncüsü de içerdeki birlik ve dayanışma. Şüphesiz birincilerde zaafınız varsa diğerleriyle telâfi etmek mümkün! Yani dostlarınızı arttırıp düşmanlarınızı azaltmaya gayret etmek gerekiyor.

İçerdeki barış ise hepsinden daha önemli! Tarih boyunca dış baskılar ve işgaller hep adalet ve hukuktaki zaafı takip etmişlerdir.

Gerçekte hataların en önemlisi İslâm dünyasını Avrupa Birliği’nin alternatifi gibi görmekte. Aslında Çin ve Rusya konusu da aynı.

“AB’den uzaklaşırsak İslâm Dünyası’na yaklaşırız” fikri İslâm Dünyası’nı ve dünya siyasetindeki ana faktörleri ihmal etmekten kaynaklanıyor.

Türkiye, AB’den uzaklaştıkça İslâm Dünyası’ndan uzaklaştığını daha doğrusu yalnız bırakıldığını geç fark etti. Tabi bilemiyoruz belki de bazılarının planı bu idi…

Aynı zamanda arkasında İslâm dünyası olmayan bir Türkiye’nin de Avrupa’da bir ağırlığı olmaz. Türkiye ikisini birden götürmek zorunda.

Çok sesli bir Avrupa Birliği herkesin kazanmak istediği bir müttefiktir. Milletler arası hukuk ihlâlleri yaygın olan ABD, İsrail, Rusya ve Çin’e karşı haklarını korumak için önemli bir müttefiktir.

Avrupa Birliği’nden destek almak için ya demokrasi gerekiyor ya da bir aracıdan istifade etmek gerekiyor. Arap dünyasının genellikle demokrasi ile araları iyi olmadığı için Türkiye gibi bir aracıdan başka çareleri yoktu.

Türkiye, AB’ye ayak direyince Arap liderler de yavaş yavaş Türkiye’den uzaklaştılar. Şüphesiz Arap ülkelerinde demokrasi olmamasının bu uzaklaşmada payı büyük. Ancak unutmamak gerekir ki bu durum yeni bir şey değil. Yunanistan bile AB ülkesi olduğu için Ortadoğu’da itibar görüyor. Türkiye ile birlikte Arap devletleri de Avrupa’dan uzaklaşınca ABD’nin yoğun baskısından kurtulamadılar. İsrail ile yapılan anlaşmaların böyle bir zamanda yapılması tesadüf değil!

Türkiye, AB’ye ne uğruna diretiyor? Yeniden muhasebe yapması gerekiyor.

Demokrasi, adalet ve şeffaflık gibi hususlarda geri adım atmanın nelere mal olduğunu görmek gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir